Ben Batuhan Aysan. Sosyal etki ve ileri dönüşüm odağında üreten genç bir sanatçıyım. Yerel kalkınma, iklim hareketi,toplumsal cinsiyet eşitliği,gençlerin güçlenmesi ve eğitimde fırsat eşitliği; hem sanatsal üretimlerimin hem de içinde yer aldığım projelerin merkezinde duruyor. Sosyal sorumluluk yolculuğum ortaokul yıllarında, kırsal okulları desteklemek için başlatılan bir kitap bağışı projesiyle başladı. O günden bu yana üretmenin ve paylaşmanın dönüştürücü gücüne inanıyorum. Bireysel aktivizmi önemsiyorum ama asıl dönüşümün örgütlenme ve dayanışmayla mümkün olduğuna inanıyorum; bu nedenle dernekler, sivil toplum kuruluşları ve kurumlarla yan yana gelerek ortak projeler üretmeye ve pozitif etkiyi büyütmeye çalışıyorum. Ürettiklerimi ve dahil olduğum çalışmaları Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan Nitelikli Eğitim(4),İklim Eylemi(13),Toplumsal Cinsiyet Eşitliği(5) gibi amaçlara doğrudan örtüştürmeye çalışıyorum. Eğitim olanaklarına erişimin sınırlı olduğu bir çevrede dünyaya geldim; Darüşşafaka Cemiyeti’nin burs programı sayesinde eşit eğitim fırsatlarına ulaşabildim. Bu deneyim, eğitim konusundaki hassasiyetimi daha da güçlendirdi. Yerel projelerin yanı sıra uluslararası yarışmalara da katılarak sosyal etki alanındaki bakış açımı genişlettim. Viyolonsel ve keman çalıyorum, resim yapıyorum ve dans ediyorum. Aynı zamanda ileri dönüşüm, döngüsel ekonomi yaklaşımı, yavaş moda ve kendi kıyafetlerimi dikme gibi üretim pratiklerini sanatsal bir ifade alanı olarak görüyorum. Üretimlerimde atığı bir son değil, yeniden düşünülmesi gereken bir başlangıç olarak ele alıyorum. Benim için sanat, yalnızca estetik bir üretim değil; toplumsal meselelerle temas eden, dönüştüren ve gündelik hayatın içine karışan canlı bir dil. Geçen yıl Karaman Belediyesi ve TED Üniversitesi ile yürüttüğümüz iş birliği, kurumlar arası dayanışmanın etkiyi nasıl büyüttüğünü bana yeniden gösterdi ve benim için çok anlamlıydı. Farklı arka planlardan gelen gençlerin bir araya gelerek potansiyellerine inanmasını sağlamak ve üretim yoluyla güçlenebilecekleri alanlar açmak benim için çok kıymetli. Kendimi sosyal etki ve ileri dönüşüm odağında üreten, gelişen ve dönüşen bir genç sanatçı olarak tanımlıyorum. Eğitim ve işbirliğinin toplumsal dönüşüm için en güçlü araçlardan biri olduğuna inanarak üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam ediyorum.
Kimlik inşasının yalnızca bizim seçtiklerimizden ibaret olmamasıydı. Kimlik çok kişisel bir alan gibi görünse de, yaşadığımız coğrafya, aile, toplum, ekonomik koşullar ve gündelik hayatın dinamikleri bizi fark etmeden şekillendiriyor; yani kimliğimize yalnızca “ben” değil, çevremizdeki faktörler de ilmek atıyor. Bu fikri anlatmak için el dokuma kilim/halı metaforu benim için çok güçlüydü. Çünkü bir halı da tıpkı kimlik gibi ilmek ilmek ve uzun zamanda oluşuyor; bir kez işlendiğinde geri almak zor. Üstelik motiflerin her biri bir anlam taşıyor: bereket, mutluluk, korunma, iyi olma gibi dilekler kültürün içinden gelen ve çoğu zaman bize hazır biçimde sunulan semboller. Bazen hangi motifi “işlediğimizi” gerçekten biz seçmiyoruz; o motifler, yaşadığımız çevrenin ve kolektif hafızanın içindenkendiliğinden kimliğimize karışabiliyor. Ben bu eserde tam da bu noktaya odaklandım: Kendi motiflerimi, yani kendi kimliğimi kurmanın zorluklarına ve deneyimlerime. Bazı dönemlerde çevrenin “işlediği” motifleri sökmeden, kendi motiflerimi işleyemediğimi de fark ettim. “Eksik Motif” adı da buradan da geliyor; çünkü sökmek, yeniden dokumak ve kendi sesimi bulmaya çalışmak, doğal olarak boşluklar, eksikler ve tamamlanmamışlıklar bırakabiliyor. Bu çalışma, benim için kimliğin hem kolektif etkilerle örülen hem de kişinin kendi seçimleriyle yeniden yazmaya çalıştığı bir süreç olduğunu görünür kılma denemesi.
Kendi hikâyemi kamusal alana taşıyabildiğim çok kıymetli bir deneyim oldu. İlk kez profesyonel bir çatı altında temsiliyet buldum ve aynı zamanda kendimi temsil etme fırsatı yakaladım. Bu süreç, bir sanatçı olarak üretimime duyduğum güveni pekiştirdi ve görünür olmanın ötesinde, üretimin kendisine dair farkındalığımı derinleştirdi. Bu sergi bana, sanatçının yalnızca takdir gördüğü anlardan ibaret olmadığını çok daha güçlü bir şekilde hatırlattı. Bir yıl boyunca görünür olmadan, sessizce ürettik; ancak bu emeğin karşılığı serginin sonunda görünürlük ve takdir olarak geldi. Bunu düşünmek benim için yabancı değildi ama deneyimlemek, asıl değeri ve bilinci kazandıran şey oldu. Sürecin kendisinin, sonuçtan çok daha dönüştürücü olabildiğini burada gerçekten yaşadım. Sergi süreci boyunca diğer sanatçı arkadaşlarımla birlikte üretmek ve paylaşmak; kolektif üretimin ne kadar besleyici olabileceğini bana yeniden gösterdi. Bu yolculukta süreci özenle yöneten ve alan açan küratörümüz Aydanur Akkut ile çalışmak da benim için çok öğreticiydi. “Kimlik 5.0”, benim için adeta tekrar kozama girdiğim, değişip geliştiğim ve sonunda kanatlanarak çıktığım bir süreç oldu.
Böyle bir projede yer almak, bana aslında sınıfların ya da akademik etiketlerin beni tanımlayan şeyler olmadığını yeniden hatırlattı. Bulunduğum noktayı bir seviye olarak değil, bir süreç olarak görüyorum. Kendi yoluma, işime ve yaratıcılığıma güvenmeyi; koşmak yerine bu güveni güçlendirmeyi, üretimimi derinleştirmeyi tercih ettim. Işığıma ve işime inanan insanların bana gelmesini bekledim. Bu noktada, bu röportajı yapma imkânını sağlayan Sayın Arş. Gör. Bengisu Cansever Bayhan’a özellikle teşekkür etmek isterim. Bu tür desteklerin, gençlerin kendi yoluna güvenmesini çok daha mümkün kıldığını düşünüyorum. Eğer buradan tüm sınıflara söylemek istediğim bir şey varsa, bu zaman ve kıyaslama üzerine olurdu. Hiçbir koşulda kendimizi başkalarıyla kıyaslamamamız gerektiğine inanıyorum. Başkalarının ne yaptığına bakarak kendi sürecinizi ölçmek yerine, kendi deneyiminize ve hızınıza odaklanmak çok daha sağlıklı. “Geride kaldım” ya da “onlar benden ileride” gibi düşünceler çoğu zaman yanıltıcı ve geliştiricilikten uzak. Benim için asıl mesele, kendi deneyimim, kendi hızım ve ne yapmak istediğimi bilmek. Bu proje bana, kendi yoluma güvenmenin ve sürecimi sahiplenmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi.
© Copyright 2022 İstanbul Gelişim Üniversitesi Tüm Hakları Saklıdır.