İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) İletişim ve Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yönetmen Ahmet Bikiç sinema kariyeri, Türkiye’de sinema, belgesel sinema, gelecek planları hakkında sorulan soruları yanıtladı.
- Öncelikle biraz kendinizden bahseder misin?
Birçok kültürü, dini asırlardır bağrında yaşatan Mardin’de 9 çocuklu bir ailenin bireyiyim. Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Türkçe konuşan bir kentte büyüdüm. Bu çok kültürlü ortam çalışmalarımı besledi diyebilirim. Küçük yaşta çalışmaya başladım. Ayakkabı boyacılığı, halka tatlı satıcılığı, garsonluk, fotoğrafçılık gibi farklı işlerde çalıştım. Ancak sanatla buluşmam fotoğrafçılıkla başladı. Uzun yıllar fotoğrafçılık yaparak (Foto Halit’te) kendimi geliştirme fırsatı buldum. Bununla beraber eğitimime devam ettim. 2006 yılında İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümünün Mardin’de açmış olduğu Kent film evi kapsamında yaklaşık altı hafta sinema eğitimi aldım ve bu eğitimlerin sonunda kısa filmler çekildi. Atölyede gösterdiğim başarılar aynı yıl İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümünde %100 burslu olarak eğitime başlamamın kapılarını araladı. İçinden girdiğim bu kapı, yeni bir başlangıç ve yeni bir heyecan demekti benim için. Artık fotoğrafçılığa ara verip, düşüncelerimi hareketli görüntülerle anlatmanın vakti gelmişti. Birçok film ve belgesel yapma fırsatım oldu. Bu filmler Ulusal ve Uluslararası festivallerde gösterilerek ödüller aldı. Bu süreçte yanımda olan aileme, arkadaşlarıma ve hocalarıma desteklerinden ötürü sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.
- Belgesel sinema üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?
Belgesel filmde konuyu ve yöntemi iyi belirlemek gerekir. Özellikle konular bazen çok hassas olabiliyor. Çekeceğiniz konu üzerinde bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Çünkü anlatacağınız konu herkes tarafından izlenecek olduğu için bu doğrultuda hata yapmamanız gerekiyor. Bizim bu anlamda tabumuz yoktu ama konu çok kültürlülük ve dini öğeler olduğu için konuyla ilgili her şeye hâkim olmamız gerekiyordu. Çekimler için seçtiğimiz karakterin evlerine misafir olduk saatler süren çekimler yaptık. Sonuçta insanların özel alanlarına giriyorsunuz ilk başta rahatsızlık verme düşüncesiyle çekiniyorsunuz ama hepsi bizi inanılmaz ağırladı. Bazen de bir camide, kilisede veya türbede ya da Havra ’da çekim yapmak zorundaydık bu da her mekân için farklı bir durum yaratıyordu.
- Türkiye’de belgesel film yapımının zorlukları neler?
Belgesel film yapımcıları genel olarak kendi öz bütçelerinden yola çıkarak çalışmalarını gerçekleştirmek zorunda kalmaktadır. Bunun yanı sıra belgesel projelerine özel sponsorlar ve kurumların destekleriyle yola çıkılıyor belgesel yapmanın en zor kısmı yapımın mali kısmı Türkiye’de çünkü Anadolu coğrafyası konu olarak her türlü cömertliği sunuyor. Belgesel filmi yaptıktan sonra filmin gösterimi ve sunumu da ayrı bir süreç çünkü filmi ulusal ve uluslararası festivallerde ancak gösterebiliyoruz tabi burada direkt festival programını katılmak ve kurulan jürilerin eleğinden geçebilmek gerek bu mekanizmayı bazen geçmek imkânsız bir hal alabiliyor. Bütün bu sorunlar belgesel film yapımcısı için çıkabilecek sorunlardan bir kısmı...
- Toplum olarak ne kadar iyi bir belgesel izleyicisiyiz?
Toplum olarak belgesel bakışımız maalesef iyi değil belgesele gereken değeri vermiyoruz. Burada bir anımı paylaşmak istiyorum; Belgesel çalışması için mekân bakıyorduk bir yol kenarında küçük bir lokantaya dinlenmek için uğradık garsonla kısa bir muhabbetten sonra Anadolu insanıyız ya samimiyet hat safhada garson arkadaş popüler sorusunu sorar usta siz ne çekiyorsunuz? Yönetmen yardımcım hemen atladı heyecanla “belgesel çekimi yapacağız şimdi de mekân bakıyoruz” diye. Garson bir süre düşündükten sonra “ha anladım hayvan belgeseli…” Maalesef toplum olarak belgesele yaklaşımımız bu seviyede oysa belgesel toplumlara ve gelecek kuşaklara ışık tutar topluma ışık tutar kültürler arası iletişi güçlendirdiği gibi bu kültürleri ölümsüzleştirir ve toplumun gelişimine katkı sağlar. Toplum olarak belgesele gereken değerin verilmediğini deneyimliyoruz.
- Ne tür konulara eğiliyorsunuz belgesellerinizde?
Yaklaşık on yıldır belgesel sinema üzerine çalışmalar yapmaktayım ekibimle çalışmalarımızda özellikle çok kültürlülük, insan öyküleri ve yaşam şekillerini gibi farklı konuları işliyoruz. Tabi konu olunca insan olunca ve filminizin ana teması insan öyküsü olunca iş daha ciddi bir hal alıyor. Çünkü yapacağınız çalışmada onun hayatına dair konulara yer vereceksiniz hem de bunu kamera aracılığı ile yapacaksınız. Bu durum bütün yaşamını Anadolu’nun ücra köşesinde yaylasında köyünde bağında bahçesinde veya evinde olağan bir sakinlikte ve geçerken günün birinde biri çıkıp elinde kamerasıyla “sizi film yapacağım” der. Bu durumu kabullenmek onun için biraz zaman alabiliyor çoğu zaman. Film yönetmenine burada çok iş düşmektedir örneğin kişiye gittiğimizde o kişiye nasıl bir iletişim kurulacağı çok önemli onu incitmeyecek ve rencide etmeyecek bir şekilde olmalı.
- Belgesel sinema türünün Türkiye sineması öznelinde temsilleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu hususta yeni sinemacılara karşı bir umut besliyor musunuz?
Gelişen teknoloji sayesinde yeni anlatım biçimleri veya ana akım belgesel yönetmenleri dışında yeni anlatım biçimleri yeni bakış açıları ile üretilen belgesel filmler görebiliyoruz. Bu üretim süreci umut verici bir durum.
- Sette hayatınızda iz bırakacak veya çok etkilendiğiniz bir olay yaşadınız mı?
2009 yılında Mardin’de ağıt kültürünü anlatan belgesel çalışması olan “Çığlık” belgeselini çekiyorduk. Ağıt kültürü Anadolu’da halen yaşamakta olan ve çok eskilere dayanan bir gelenek. Bu çekimlerde ağıt yakan derin matemli kadınları seslerini unutmak mümkün değil. Ağıtlarında sevdayı özlemi aşkın en temiz ve en narin hallerini görüyorsunuz bu beni çok etkilemişti.
- Belgesele bakış açından bahsedebilir misin? Neden belgesel?
Belgesel sinema kurmaca filmden biçimsel olarak ayrılır içerdiği derinlik ve gerçeklik benim açımdan çok anlamlı. Burada tabi ki sinemanın bütün temel kuralları kullanmak zorundasınız zaten sinema dili olmadan film yapamazsınız. Belgeselde samimiyeti ve emeği hissediyorsunuz birde kültür olarak bu coğrafyada büyüyüp yaşadıysanız belgeselin içinde buluveriyorsunuz kendinizi. İnsan öyküleri ve farklı kültürle hep ilgimi çekmiştir bunu da çalışmanın en güzel yolu belgesel sinema sayesindedir.
- Sizce hızla gelişen teknolojinin, kısa filme, belgesele ne gibi katkıları olabilir? Neler götürür?
Belgesel filmlerin yıllara göre yapılış sayılarına baktığımıza her geçen yıl arttığını görmekteyiz bu paralellik teknoloji ile de uyuşmaktadır. Burada teknoloji üretimi artırmakta sanırım nicelik olarak birçok film yapılmakta artık. Çünkü gelişen araç ve gereçler birçok yönetmene filmini yapma konusunda çok yardımcı olmaktadır. Belgesel ekipleri küçük bütçelerle çalıştığından bu durum belgeselciler için pozitif anlamda iyi bir gelişme tabi burada belgesel sayısının çoğalması güzel olsa da eline her kamerayı alanı da belgeselci yapmıyor tabi bu da eski yapımlara nazaran niteliği düşürmüş olabilmektedir. Daha önceleri film yapımcısı yönetmeni bütçesini iyi kullanması gerektiğinden konuyu iyi seçmek zorunda kalırken zamanı çok iyi değerlendirmesi gerekiyordu sürenin uzaması bütçeyi şişirmek anlamına gelmekteydi sık sık belgesel çekemeyeceği içinde çalışmayı derinlemesine araştırıp öyle çekime başlardı buda çalışmanın nitelikli ve ayağı yere basan bir çalışma olarak ortaya çıkmaktaydı. Şimdilerde teknoloji sayesinde birçok kişi film yapma imkânı bulmakta buda farklı fikirlerin çıkmasına ve bu fikirler doğrultusunda yeni anlatım biçimi çıkmaktadır. Bu bakımdan da olumlu bir sonuç çıkmaktadır.
- Örnek aldığınız, sinemasını sevdiğin, yerli yönetmenler kimler?
Belgesel sinema bakımdan örneklediğim kişiler ve saygı duyup çalışmalarından ilham aldığım ustalarım var. Belgesel sinema öncülerinden Süha Arın mesela Türk belgesel sinema gelişimi açısından katkıları yadsınamaz. Ustam Ertuğrul Karslıoğlu’ndan çok şey öğrendim Hazan Özgen Mesela Belgesele yaklaşımı çalışma tarzı iletişimi ve tarzı bakımından sevdiğim saydığımım örnek aldığım bir büyüğüm. Hakan Aytekin mesela yenilikçi anlatım tarzı ve belgesele farklı yaklaşımıyla Türk belgesel türüne ışık tutmuştur mesela tabi burada isimi anamadığım başka yönetmenlerde var ancak bunlar önemsediğim örnek aldığım kişiler.
- Türkiye’deki film festivalleri ve kısa filmcilere yaklaşımları konusunda neler söylemek istersin?
Türkiye’de her yıl yüzlerce festival gerçekleştirilmektedir eğer bir festival gösterecek film bulamazsa festivalin gerçekleşmesi mümkün değildir bu şart birçok festivalin şartlarından biri zaten. Ancak Türkiye ‘deki birçok festival kısa filmci yönetmen ve yapımcıya gereken değeri vermediği gibi haklarını emeklerinin hakkını vermediğini görmekteyiz. Birçok belgesel film festivallerde ya yarıştırılıyor ya da sıkıştırılmış seanslarda gösterim adı altında perdeye yansıyor burada yapımcıya mali anlamda hiç bir dönüş olmadığı gibi ödül almadığı zamanlarda da bu çalışmanın iyi olmadığı düşüncesi çıkmaktadır. Festivallerdeki birçok jüri üyesi ya bazı üniversitelerdeki hocalardan oluşmaktadır ya da belli bir kaç isim üzerinden gitmektedir birçok farklı festival olmasına rağmen aynı jüriyi orda görebiliyorsunuz hal böyle olurken farklı değerlendirme jürileri olmayınca farklı anlatıma sahip çalışmalarında sıyrılması imkânsız olabilmektedir. Ya da malum üniversitedeki hocalar kendi kurumunu öne çıkarmak için kendi öğrencisine ödül verip ön plana çıkarabilmektedir bu durumda bütün etik değerlerin ortadan kaktığı anlamına gelmektedir.
- Belgesel çekmek neden gereklidir? Özellikle toplumsal bellek üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Belgesel sinema toplumun yaşam şeklinden, politik ve kültürel yapısından yani insandan beslenir insanın yaptığını kayıt altına alır o dönemi kayıt altına alır. Bağımsız yönetmenler olduğundan olaylara konulara ve fikirlere yaklaşım noktasında birçok bağımsız çalışma çıkmaktadır. Bunların tümü toplumu anlama ve anlatma noktasından farkına varma ve düşündürme noktasına kadar birçok farkındalığı tetikleyebilir. Az okuyan bir toplum olarak belgesel sinema topluma bir alternatif uyarma mekanizması olmalıdır.
- Son olarak gelecek planlarından bahsedebilir misiniz?
Şuanda akademik çalışmalarımı yürütmekteyim. Bunun yanında belgesel yapmaya devam etmekteyim. Çalışmalarımda birçok ulusal ve uluslararası festivalde yer almaktayım. Burada ekipçe birçok ödül aldık bundan sonrasında üzerinde çalıştığım bir kaç çalışma olacaktır. Yine insana dokunan ve insan öyküleri barındıran…
Öğr. Gör. Ahmet Bikiç’e sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ederiz.
Öğr. Gör. Ahmet Bikiç’e sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ederiz.