Dr. Öğr. Üyesi Ali Kemal Çipe’den yapay zeka çağında gözetim ve sinema temsilleri konulu bildiri
İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF), Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ali Kemal Çipe, İLAUM Sempozyumları V kapsamında yapay zeka çağında dönüşen gözetim biçimlerini ve bu dönüşümün sinemadaki temsillerini ele alan bildirisini sundu.
İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF), Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Ali Kemal Çipe, Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) tarafından düzenlenen İLAUM Sempozyumları V’e katıldı.
“Yapay Zekâ: Sorunlar, Çözümler ve İletişim Yönetimi” temasıyla düzenlenen sempozyumda Dr. Öğr. Üyesi Çipe, “Yapay Zeka Çağında Yeni Panoptikon: Gönüllü Gözetim ve Sinemada Temsili” başlıklı bildirisini sundu.
Yapay Zeka Çağında Gözetimin Dönüşümü Ele Alındı
Dr. Öğr. Üyesi Çipe’nin bildirisi, yapay zeka teknolojileriyle birlikte gözetimin yalnızca dışsal bir denetim mekanizması olmaktan çıkarak bireylerin aktif katılımıyla yeniden üretilen bir yapıya dönüştüğü düşüncesi üzerine temellendi.
Çalışmada, Jeremy Bentham’ın panoptikon modelinden hareketle Michel Foucault tarafından geliştirilen gözetim kavramı, dijital çağın çok merkezli, sanal ve rızaya dayalı gözetim rejimleri bağlamında ele alındı. Klasik panoptikon modelinde gözetimin merkezi, fiziksel ve zorunlu bir yapıya sahip olduğu; günümüz dijital ortamında ise büyük veri sistemleri ve yapay zeka algoritmaları aracılığıyla dağıtık, sürekli ve çoğu zaman görünmez bir yapıya dönüştüğü vurgulandı.
“Gönüllü veri üretimi” ve “algoritmik öz-gözetim” kavramları üzerinden kullanıcıların dijital platformlarda ürettikleri verilerle gözetim süreçlerine katıldığı belirtildi. Bu bağlamda gözetimin, yapay zeka çağında rıza üzerinden işleyen yeni bir panoptikon formu kazandığı ifade edildi.
Sinemada Gözetim Rejimlerinin Temsilleri İncelendi
Çalışmada, gözetim toplumunun sinema ve popüler kültürdeki temsilleri de karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Bu kapsamda 1984, The Island, Terminator, The Truman Show ve Minority Report gibi yapımlar; totaliter, biyopolitik ve algoritmik gözetim rejimlerini temsil etme biçimleri açısından değerlendirildi.
Dr. Öğr. Üyesi Çipe’nin çalışmasında, 1984 filminin merkezi ve sürekli denetim mekanizmasıyla klasik panoptik yapıyı temsil ettiği; The Island filminin bedenin ve genetik varlığın metalaşmasını biyopolitik bir çerçevede ele aldığı belirtildi. Terminator serisinin gözetim ve kontrolün yapay zeka temelli özerk sistemlere devredildiği distopik bir gelecek tahayyülü sunduğu; The Truman Show ve Minority Report filmlerinin ise medya aracılığıyla rıza üretimi, algoritmik öngörü sistemleri ve önleyici kontrol mekanizmaları üzerinden gözetimin yeni biçimlerini görünür kıldığı ifade edildi.
Mahremiyet, Rıza ve Veri Sahipliği Tartışmaya Açıldı
Bildiri, yapay zeka çağında gözetimin artık yalnızca “izleme” eylemiyle sınırlı olmadığını; bireylerin veri üretimine katılımı üzerinden işleyen yeni bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu.
Bu yeni gözetim biçiminin mahremiyet, rıza ve veri sahipliği kavramlarını etik açıdan yeniden tartışmaya açtığı vurgulandı. Çalışmada, yapay zekanın yalnızca bir iletişim dolayımı olmaktan çıkarak bireyi hem gözetlenen hem de gözetimi veri üretimiyle besleyen aktif bir özne hâline getirdiği sonucuna ulaşıldı.