15 Eylül 2026
Dr. Öğr. Üyesi Eda Türkay’ın kitap bölümü yayımlandı!
İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF), Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Eda Türkay’ın “Platform Kapitalizmi ve İklim İletişimi: Netflix’te İklim Değişikliği Aciliyetinin Temsiline Eleştirel Bir Bakış” başlıklı kitap bölümü, “Yılın Kelimesi: Toplumsal Bellek, İletişim ve Anlam” adlı kitapta yer aldı.
Editörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Özlem Tuğçe Keleş’in üstlendiği kitap, 2015-2025 yılları arasında öne çıkan “yılın kelimesi” kavramlarını toplumsal bellek, iletişim ve anlam ilişkisi çerçevesinde ele alıyor. AI.Labs Publishing tarafından yayımlanan kitapta, farklı disiplinlerden araştırmacıların güncel kavramlara yönelik değerlendirmeleri bir araya getirildi.
İklim aciliyeti dijital platformlar üzerinden incelendi
Dr. Öğr. Üyesi Türkay’ın kitap bölümü, 2019 yılında Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilen “iklim değişikliği aciliyeti” kavramından hareketle dijital platformların iklim iletişimindeki rolüne odaklanıyor. Çalışmada, iklim değişikliği meselesinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; medya, iletişim, temsil ve platform politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir alan olduğu vurgulanıyor.
Bölümde, Netflix’in içerik politikaları ve etiketleme sistemi üzerinden iklim değişikliği aciliyetinin platformda ne ölçüde görünür kılındığı tartışılıyor. Dr. Öğr. Üyesi Türkay, dijital platformların geniş izleyici kitlesine ulaşma gücünü dikkate alarak, bu mecraların iklim farkındalığı oluşturmadaki potansiyelini eleştirel bir yaklaşımla değerlendiriyor.
Netflix’in içerik politikalarına eleştirel bakış
Çalışmada, Netflix’in iklim değişikliğini acil çözüm gerektiren toplumsal bir kriz olarak ele almak yerine, platform mantığı içinde tüketilebilir bir içerik alanı olarak konumlandırdığı görüşü öne çıkarılıyor. Bu bağlamda platformun mevcut etkileşim kapasitesine rağmen iklim değişikliği aciliyetine yönelik farkındalık üretme potansiyelini yeterince kullanmadığı ifade ediliyor.
Araştırmada ayrıca iklim temalı içeriklerin çoğunlukla bireysel sorumluluk ve sürdürülebilir yaşam pratikleri üzerinden sunulduğu; buna karşın iklim krizinin arkasındaki yapısal eşitsizliklerin ve sistemsel nedenlerin yeterince görünür olmadığı belirtiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Türkay, bu yaklaşımın izleyicide kısa süreli farkındalık yaratabileceğini ancak kolektif ve yapısal dönüşüm ihtiyacını geri plana itebileceğini değerlendiriyor.
Sürdürülebilir medya tartışmalarına katkı sunuyor
Kitap bölümünde, Netflix’in iklim değişikliği aciliyeti, iklim krizi ve iklim aciliyeti gibi etiketler oluşturmasının; bu alanda küratöryel koleksiyonlar hazırlamasının ve öneri sistemlerinde iklim temalı içerikleri daha görünür kılmasının önem taşıdığı belirtiliyor. Çalışma, dijital platformların yalnızca içerik sağlayıcısı değil, aynı zamanda toplumsal meselelerin görünürlüğünü şekillendiren aktörler olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
“Platform Kapitalizmi ve İklim İletişimi” başlıklı bölüm, iklim iletişimi, dijital platformlar, sürdürülebilir medya ve temsil politikaları alanındaki güncel tartışmalara katkı sunuyor.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak Dr. Öğr. Üyesi Eda Türkay’ı tebrik eder, akademik çalışmalarının devamında başarılar dileriz.
İklim aciliyeti dijital platformlar üzerinden incelendi
Dr. Öğr. Üyesi Türkay’ın kitap bölümü, 2019 yılında Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilen “iklim değişikliği aciliyeti” kavramından hareketle dijital platformların iklim iletişimindeki rolüne odaklanıyor. Çalışmada, iklim değişikliği meselesinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; medya, iletişim, temsil ve platform politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir alan olduğu vurgulanıyor.
Bölümde, Netflix’in içerik politikaları ve etiketleme sistemi üzerinden iklim değişikliği aciliyetinin platformda ne ölçüde görünür kılındığı tartışılıyor. Dr. Öğr. Üyesi Türkay, dijital platformların geniş izleyici kitlesine ulaşma gücünü dikkate alarak, bu mecraların iklim farkındalığı oluşturmadaki potansiyelini eleştirel bir yaklaşımla değerlendiriyor.
Netflix’in içerik politikalarına eleştirel bakış
Çalışmada, Netflix’in iklim değişikliğini acil çözüm gerektiren toplumsal bir kriz olarak ele almak yerine, platform mantığı içinde tüketilebilir bir içerik alanı olarak konumlandırdığı görüşü öne çıkarılıyor. Bu bağlamda platformun mevcut etkileşim kapasitesine rağmen iklim değişikliği aciliyetine yönelik farkındalık üretme potansiyelini yeterince kullanmadığı ifade ediliyor.
Araştırmada ayrıca iklim temalı içeriklerin çoğunlukla bireysel sorumluluk ve sürdürülebilir yaşam pratikleri üzerinden sunulduğu; buna karşın iklim krizinin arkasındaki yapısal eşitsizliklerin ve sistemsel nedenlerin yeterince görünür olmadığı belirtiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Türkay, bu yaklaşımın izleyicide kısa süreli farkındalık yaratabileceğini ancak kolektif ve yapısal dönüşüm ihtiyacını geri plana itebileceğini değerlendiriyor.
Sürdürülebilir medya tartışmalarına katkı sunuyor
Kitap bölümünde, Netflix’in iklim değişikliği aciliyeti, iklim krizi ve iklim aciliyeti gibi etiketler oluşturmasının; bu alanda küratöryel koleksiyonlar hazırlamasının ve öneri sistemlerinde iklim temalı içerikleri daha görünür kılmasının önem taşıdığı belirtiliyor. Çalışma, dijital platformların yalnızca içerik sağlayıcısı değil, aynı zamanda toplumsal meselelerin görünürlüğünü şekillendiren aktörler olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
“Platform Kapitalizmi ve İklim İletişimi” başlıklı bölüm, iklim iletişimi, dijital platformlar, sürdürülebilir medya ve temsil politikaları alanındaki güncel tartışmalara katkı sunuyor.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak Dr. Öğr. Üyesi Eda Türkay’ı tebrik eder, akademik çalışmalarının devamında başarılar dileriz.